 Gidersen göçük altında kalır gözlerim İğreti duvarlarım yıkılır ellerime Delişmen bacaklarıma kirişler devrilir Ele avuca gelmez yüreğim ezilir Rehavet altında kalırım, ezilir umutlarım Seherin en serin deminde kalırım, eşikte can verir bedenim Eşelenen her katın ardından bir uzvum çıkar Nihavent makamında çöker merdivenlerim Grizu kusar üstüme, nefesim kalır derinlerde Öykülerim kırılır, aynanın bin parçası deler ciğerimi Çocukken bildiğim bütün oyunlar, eklemlerinden kırılır Ürkek bakışlarımın tümüne vitrin düşer Koşturduğumuz bütün sokaklar depremi kovalar Adını koyamadığımız çocuklar yetim kalır, adını koyduklarımız lal olur Lübnan olur göğsüm, her kaburgama bir bomba değer Tutuşur şiirlerim, yangını şarkıları kül eder Irmaklarım taşar, taşkınlığım aşkını sürükler ta Dicle'ye Nefretim fay hatlarına vurur, Edirne'den Kars'a ülkemi sarsar Dualarım dağılır virane apartman köşelerine Aklım sahanlıkta kalır, Gidersen ölürüm Kampını terk eden her bombanın önüne dikilirim Afetlerin hepsini yaşarım Lağımlarda kokuşurum Ilgaz'dan atlarken kafama sıkarım Rezil ülkelere gider, rezil yöneticilere sataşırım Elinden evladı alınmış her anne için böğrüme bir hançer saplarım Leşker olurum, önüme gelen ilk generale kafa atarım Leşker olurum, önüme gelen ilk düşmana vurması için yalvarırım Ecir olurum, proleterliğimi sömürtürüm bütün kapitalistlere Ruhumu dağıtırım gidersen İçimi ısıtmaz hiçbir yangın Matemimi anlatacak ağıt yakılmaz Gidersen; Ölürüm…
Memet Karabalık
|