Daganer Gurubuna üye Olunuz..
4/11/2009
-
Gidersen göçük altında kalır gözlerim
 Gidersen göçük altında kalır gözlerim İğreti duvarlarım yıkılır ellerime Delişmen bacaklarıma kirişler devrilir Ele avuca gelmez yüreğim ezilir Rehavet altında kalırım, ezilir umutlarım Seherin en serin deminde kalırım, eşikte can verir bedenim Eşelenen her katın ardından bir uzvum çıkar Nihavent makamında çöker merdivenlerim Grizu kusar üstüme, nefesim kalır derinlerde Öykülerim kırılır, aynanın bin parçası deler ciğerimi Çocukken bildiğim bütün oyunlar, eklemlerinden kırılır Ürkek bakışlarımın tümüne vitrin düşer Koşturduğumuz bütün sokaklar depremi kovalar Adını koyamadığımız çocuklar yetim kalır, adını koyduklarımız lal olur Lübnan olur göğsüm, her kaburgama bir bomba değer Tutuşur şiirlerim, yangını şarkıları kül eder Irmaklarım taşar, taşkınlığım aşkını sürükler ta Dicle'ye Nefretim fay hatlarına vurur, Edirne'den Kars'a ülkemi sarsar Dualarım dağılır virane apartman köşelerine Aklım sahanlıkta kalır, Gidersen ölürüm Kampını terk eden her bombanın önüne dikilirim Afetlerin hepsini yaşarım Lağımlarda kokuşurum Ilgaz'dan atlarken kafama sıkarım Rezil ülkelere gider, rezil yöneticilere sataşırım Elinden evladı alınmış her anne için böğrüme bir hançer saplarım Leşker olurum, önüme gelen ilk generale kafa atarım Leşker olurum, önüme gelen ilk düşmana vurması için yalvarırım Ecir olurum, proleterliğimi sömürtürüm bütün kapitalistlere Ruhumu dağıtırım gidersen İçimi ısıtmaz hiçbir yangın Matemimi anlatacak ağıt yakılmaz Gidersen; Ölürüm…
Memet Karabalık |
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/9/2009
-
Bakış açısı her şeydir.
Bir varmış bir yokmuş, kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş."Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!!."Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!!. Ertesi gün kalkmış,aynaya bakmış,Kafasında iki tel saç kalmışmış.... "H-M-M," demiş, "Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş." Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş..
Bir ertesi gene kalkmış,aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var."Tamam, tamam demiş...artık bugün at kuyruğu yaparım..."Öyle de yapmış, ve çok çok güzel bir gün geçirmiş... Daha bir ertesi,aynaya baktığında,Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!!!."WoW!" diye bağırmış."Bugün saç derdim yok!!!!"
***Bakış açısı herşeydir!!!.*** Gerektiğinden kibar ol!!!,Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten!!!!. Basit yaşa, Cömertçe sev, Yürekten düşün sevdiklerini, Tatlı konuş....... 
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki!... Yağmurda dansetmeyi becerebilmektir!!!!!! --
|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/9/2009
-
Gelsin Hayat Bildiği Gibi





Birer birer kayıp giderde her bir sevilen, yenisi gelmez, eline geçmez hele ki değeri hiç bilinmeyen, yürekte varsa sevgiden de ötesi, sen ağlasan da boş, ışıkta yaksan nafile, odan karanlık hep loş, hayatın emri hep koş, bayağı bir bekledim boş, yaşantım sanki bir savaş ve hoşta bazen, ama ateş kesildiğinde ve de sular durulduğunda, yoksa hep gülerdi insan, hep kalırdı masum, saygıda bir kusur ettiğinde minnetinde değeri yok, kafalarda hesaplar yapılır ve mesafeler konur, fakat bu kalp unutmaz, unutamaz ki zaten, her kalp yıkılır ancak yenisi bulunamaz bir mesken, her anım birini özler, rüyada yolunu gözlediğim, düşünceler ve benliğimle canlanır tüm hatıralarım, bitince yalnızım, gözümü açtığımda kalmışım yanımda ailem ve birde arkadaşlarım....
şimdi boşuna bakma saate zaman geç oldu, dün annem elimi tutarken bugün 29'da doldu, vakit can almaz ancak can yakar, fakat bir bekle bak, knock out olursan çok sakat, mücadeleyle geçen hayatta son round, kazanmak herkes ister, ne istediğini bilmektir önemlisi var mı listen, hayallerin, hırsın, cesaretin, sabır selametimse intikam felaketimdir, ne mektebimde vardı huzurum, ne vardı evde, çıkıp bir başıma ağlamaktı belki caddelerde, hayallerin kurulduğu ve düşlerin yok olmadığı, bu gözlerinse dolduğu, zamanın donduğu bir yerdeyim, düşünceler dumanlı dağlar aynı, gözse puslu, bir bakmışım mesafeler uzun ve tozlu, benimse yol yürür gider bir seyyah olurum, ne paranın bir değeri vardır aslında, ne de şerefle onurun...
ameleydim eskiden şafak sökerdi her gün işe giderken, cebimde yoktu bir kuruş ve Üsküdar'ımın her bir yeri yokuş, her gün yeni bir suç, ittiler fakat ben olmadım tuş, kanatlı doğmamış kuş, vakit hiç geçmemişti, ben hep aynı yerde saydım, ekmekle vardı kavgam daha bir sertti günler, ve geçmişeydi saygım, gelecekti kaygım, kelebekti kalbim, akar giderdim olsa bile bir derdim hep gülerdim, ve ağladığımı görebilen bir annem bir de ben, inceden bir perde vardı gözlerimde, göz görür fakat dilim susardı, ayaklarım, elim, kolumda bağlı, hayat bu dile kolay velakin her bir yerine ağrı, ve kimi zaman düşündüm, aslında hiç üşenmedim ben hep düşündüm, hayata karşı dört silahşör hep güler sanmıştım, bu öyle lanet olası toz bir pembe ki bir baktım her şey ciddi ve hemen uyandım...
gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak
|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/9/2009
-
GÖZLERİN DOGUYOR GECELERİMEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE
GÖZLERİN DOGUYOR GECELERİME   
Ne mektup geliyor ne haber senden Söyle de bileyim bıktın mı benden Her akşam güneşin battığı yerden Gözlerin doğuyor gecelerime 
Çileli doğmuşum zaten ezelden Hasrete alıştım ne gelir elden Yaşlı gözlerime baktığın yerden Gözlerin doğuyor gecelerime 
Geçilmez gurbetin sokaklarından İçilmez suları pınarlarından Öptüğüm o ıslak dudaklarından Sözlerin doğuyor gecelerime 
Çileli doğmuşum zaten ezelden Hasrete alıştım ne gelir elden Yaşlı gözlerime baktığın yerden Gözlerin doğuyor gecelerime. 

AYBALAM |
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/8/2009
-
SEVGİ ÇOK ENDER AÇAN BİR ÇİÇEKTİR
Sevgi çok nadirdir. Bir insanın gönlüne ulaşmak büyük bir devrim yaşamaktır; çünkü eğer bir insanın gönlüne ulaşmak istiyorsan, o kişiye de senin gönlüne ulaşma olanağını sunman gerekir. O zaman savunmasız olursun, tamamen açılır ve korunmasız kalırsın.Bu risklidir. Bir başkasının gönlüne ulaşmasına izin vermen riskli ve tehlikelidir, çünkü o kişinin sana ne yapacağını bilemezsin. Bütün sırlarını öğrendikten, bütün gizlediklerin açığa çıktıktan, kendini tamamen açığa çıkarttıktan sonra diğer insanın ne yapacağını asla bilemezsin. Korku oradadır. Zaten o yüzden kendimizi hiç açmayız.
Sadece tanışıklık olan bir şeyi sevginin gerçekleşmesi gibi yorumlarız. Çeperler buluşur ve biz tanıştığımızı zannederiz. Sen çeperin değilsin. Aslında çeper senin bittiğin sınırdır, sadece etrafında oluşmuş olan çittir. O sen değilsin! Çeper senin bittiğin ve dünyanın başladığı noktadır. Yıllarca birlikte yaşamış olan karı kocalar bile sadece tanışıklık yaşamış olabilir. Belki birbirlerini gerçekten tanımamışlardır. Biriyle ne kadar uzun süre birlikte yaşarsan, onun gönlüyle hiç tanışmamış olduğunu o kadar çok unutursun.
O yüzden anlaşılması gereken ilk şey, tanışıklığı sevgi olarak görmemektir. Sevişiyor olabilirsin, cinsel yakınlığın olabilir, ama seks de çepere aittir. Gönüller buluşmadığı sürece seks sadece iki bedenin bir araya gelmesinden ibaret olur. Ve iki bedenin bir araya gelmesi sizin buluşmanız demek değildir. Seks de tanışıklık olarak kalır; fiziksel, bedensel ama hâlâ sadece bir tanışıklık. Birinin senin gönlüne girmesine ancak korkmadığın zaman, korku yaşamadığın zaman izin verirsin.
İki tür yaşam vardır: Korku yönelimli ve sevgi yönelimli. Korku yönelimli yaşam seni asla derin bir ilişkiye götürmez. Korkmaya devam eder ve diğerine asla izin veremezsin. Onun, senin özüne ulaşmasına asla izin veremezsin. Ona bir ölçüye kadar izin verirsin ve sonra duvar oluşur ve her şey durur.
Sevgi yönelimli insan gelecekten korkmayan insandır. Sonuçlardan ve olası bedellerden korkmaz, şimdi ve burada yaşar. Sonuçları kafana takma; bu, korku yönelimli zihinlere ait bir şeydir. Sonunda neler olacağını düşünme. Burada ol ve tüm benliğinle davran. Hesapçı olma. Korku yönelimli insan sürekli hesap yapar, planlar, düzenler ve koruma duvarları oluşturur. Bu şekilde tüm hayatını heba eder.
Yaşlı bir Zen rahibi hakkında bir hikaye duydum:
Ölüm döşeğindeymiş. Son günü gelmiş ve o akşam artık öleceğini ilan etmiş. O yüzden müritleri, havarileri ve arkadaşları gelmeye başlamış. Onu seven çok insan varmış ve hepsi gelmek istiyormuş. Çok uzaklarda olanlar bile gelmiş.
En eski müritlerinden biri ustasının ölmek üzere olduğunu duyunca hemen pazara koşmuş. Biri sormuş:
“Usta kulübesinde ölüyor, sen neden pazara gidiyorsun?”
Eski mürit yanıtlamış:
“Ustamın özel bir çeşit pastayı çok sevdiğini biliyorum. Gidip ona o pastadan alacağım.”
Pastayı bulmak hiç kolay olmamış ama akşam üstü bir şekilde bulmuş ve elinde pastayla kulübeye koşmuş.
Kulübede herkes endişeliymiş. Sanki Usta birini bekliyor gibiymiş.
Gözlerini açıp etrafı taradıktan sonra tekrar kapatıyormuş. Mürit, kulübeye gelince hemen sormuş:
“Tamam, sonunda geldin. Pasta nerede?”
Mürit pastayı çıkartmış. Usta pastayı sorduğu için de çok mutlu olmuş.
Ölmek üzere olan Usta pastayı eline almış, ancak eli titremiyormuş. Çok yaşlı olmasına rağmen elleri titremiyormuş. O yüzden biri sormuş:
“Bu kadar yaşlısın ve ölmek üzeresin. Yakında son nefesini vereceksin ama ellerin bile titremiyor.”
Usta yanıtlamış:
“Ben asla titremem, çünkü korkum yok. Bedenim yaşlanmış olabilir ama ben hâlâ gencim ve bedenim geride kaldıktan sonra bile genç olarak kalacağım.”
Sonra pastadan bir lokma alıp çiğnemeye başlamış. O sırada biri sormuş:
“Son sözün ne olacak, Usta? Yakında aramızdan ayrılacaksın. Neyi hatırlamamızı istersin?”
Usta gülümsemiş:
“Ah, bu pasta çok lezzetli.”
Şu anda, burada yaşayan adam budur: Bu pasta çok lezzetli. Ölüm bile önemsiz. Bir sonraki an anlamsız. Bu anda, bu pasta çok lezzetli. Eğer bu anın içinde olabiliyorsan, şimdiyi bu an içinde her şeyiyle yaşayabiliyorsan, ancak o zaman sevebilirsin.
Sevgi nadiren açan bir çiçektir. Sadece arada bir gerçekleşir. Milyonlarca insan sevgili oldukları yanlış inancına kapılmıştır. Onlar sevdiklerine inanıyor, ancak bu yalnızca onların inancı.
Sevgi nadiren açan bir çiçektir. Arada bir olur. Nadirdir, çünkü ancak korkunun olmadığında gerçekleşebilir, daha önce değil. Yani sevgi ancak derin ruhsallığa sahip, dindar birinin başına gelebilir. Seks herkes için mümkündür. Tanışıklık herkes için mümkündür. Sevgi değil.
Korkmadığın zaman saklayacak bir şeyin yoktur; ancak o zaman bütün sınırları kaldırıp açık bir insan olabilirsin. Ancak o zaman bir başka insanı kendi gönlünün derinliklerine ulaşması için davet edebilirsin. Ve unutma; eğer birinin gönlünün derinliklerine girmesine izin verirsen, o biri de senin kendi gönlünün derinliklerine girmene izin verecektir. Güven yaratılmıştır. Sen korkmadığın zaman diğeri de korkusuz olur.
Senin sevginde her zaman korku vardır. Koca karısından korkar, kadın kocasından korkar. Sevgililer sürekli korkar. O zaman yaşanan sevgi olmaz. Yaşananlar sadece birbirine dayanan iki korku dolu insanın arasında yapılmış olan bir düzenlemedir. Kavga, sömürü, manipülasyon, kontrol, hükmetmek, sahiplenmek vardır, ama bu sevgi değildir.
Eğer sevginin oluşmasına izin verirsen duaya ihtiyaç kalmaz, meditasyona ihtiyaç kalmaz; her hangi bir kilise ya da tapınağa ihtiyaç kalmaz. Eğer sevebiliyorsan, Tanrı’yı tamamen unutabilirsin. Çünkü sevgi sayesinde her şeyi yaşamış olacaksın: Meditasyonu, duayı, Tanrı’yı.
İsa, “Sevgi Tanrı’dır” derken bunu kastediyor.
Ancak sevgi zordur. Korkunun geride bırakılması gerekir. İşin garip tarafı da bu; kaybedecek hiçbir şeyin olmamasına rağmen bu kadar korkuyor olman.
Kabir isimli mistik bir yerde şöyle söylemiştir:
“İnsanlara bakıyorum. Çok korkuyorlar, nedenini anlamıyorum, çünkü kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Onlarınki, tıpkı çıplak olmasına rağmen elbiselerini nerede kurutacağını bilemediği için nehirde yıkanmaktan korkan birisinin durumuna benziyor.”
Senin de durumun bu; çıplaksın, hiç elbisen yok, ama sürekli elbiseler için endişeleniyorsun.
Kaybedecek neyin var? Hiçbir şey. Ölüm bu bedenini elinden alacak; ölüm onu almadan önce, onu sevgiye ver. Her şeyin elinden alınacak; alınmadan önce neden onları paylaşmıyorsun? Ona sahip olmanın tek yolu bu. Eğer paylaşıp verebiliyorsan, efendi sensin. Zaten elinden alınacak; hiçbir şeyi sonsuza dek elinde tutamazsın. Ölüm her şeyi yok edecektir.
Eğer beni doğru anladıysan mücadelenin ölümle sevgi arasında olduğunu anlarsın. Eğer verebiliyorsan bir ölüm olmayacak. Senden bir şey alınmadan önce sen onu çoktan vermiş, onu hediye etmiş olacaksın. O zaman ölüm olamaz.
Seven birisi için ölüm söz konusu değildir. Sevmeyen biri için her an ölüm demektir, çünkü sürekli ondan bir şeyler kopartılmaktadır. Bedeni kayboluyor, her anı kaybediyor. Ve sonra bir de ölüm gelecek ve her şey yok olacak.
Neden korkuyorsun? Neden bu kadar korkuyorsun? Hakkındaki her şey biliniyor olsa bile, açık bir kitap olsan bile neden korkuyorsun? Sana nasıl zarar verebilirler? Bunlar sahte kavramlardır, toplumun neden olduğu şartlandırmalardır. Toplum her şeyi gizlemen gerektiğini, kendini korumak zorunda olduğunu, sürekli mücadele içinde olman gerektiğini, herkesin düşmanın olduğunu ve herkesin sana karşı olduğunu söyleyip durur.
Hiç kimse sana karşı değil! Birinin sana karşı olduğunu hissetsen bile, o bile, sana karşı değildir. Çünkü herkes kendisiyle ilgilenmektedir, seninle değil. Korkacak bir şey yok. Gerçek bir ilişkinin oluşması için önce bunun hayata geçirilmesi gerekiyor. Korkacak hiçbir şey yok.
Bu konu üzerinde iyice bir düşün. Sonra başkalarının sana nüfuz etmesine izin ver, onları içeri davet et. Hiçbir yerde bir engel yaratma. Bir koridor ol; her zaman açık, kilitsiz ve kapısız ol. Üzerinde kapalı bir kapı olmasın. O zaman sevgi mümkün olabilir.
İki gönül buluştuğunda sevgi oradadır. Ve sevgi simyasal bir olgudur; tıpkı hidrojen ve oksijen bir araya geldiğinde su gibi yeni bir şeyin yaratılması gibi. Hidrojenin olabilir, oksijenin olabilir ama eğer susamışsan bunlar hiçbir işine yaramayacak. İstediğin kadar oksijene, istediğin kadar hidrojene sahip olabilirsin, ama susuzluğunu gideremezsin.
İki gönül bir araya geldiği zaman yeni bir şey yaratılır. Bu yeni şey sevgidir. Ve tıpkı su gibi, birçok hayatın susuzluğunu giderir. Birden doyarsın. Bu, sevginin görünür işaretidir; sanki her istediğini elde etmiş gibi tatmin olursun. Artık ulaşılacak bir hedef kalmamıştır; amacına ulaşmışsındır. Başka bir hedef yok, yazgını gerçekleştirdin. Tohum bir çiçeğe dönüştü, mutlak olgunluğuna erişti.
Sevginin görünür işareti derin bir tatmin hissidir. Bir insan sevdiği zaman derin bir tatmin yaşar. Sevgi gözle görünmez, ancak kişinin çevresindeki o huzur, derin tatmin duygusu görünebilir. Her nefesinde, her hareketinde tüm varlığı mutluluğa ulaşmıştır.
Sevginin seni arzusuz yaptığını söylersem şaşırabilirsin, ama arzu tatminsizlikten ortaya çıkar. Sahip olmadığın için arzularsın. Arzu edersin, çünkü eğer o şeye sahip olursan seni tatmin edeceğini düşünürsün. Arzu, tatminsizlikten ortaya çıkar.
Sevgi olduğu zaman; iki gönül buluşup, kaynaşıp, bütünleştiği zaman yeni bir simyasal nitelik doğar ve tatmin oluşur. Sanki tüm varoluş durmuş gibidir, hareketsiz. O zaman yaşanan an, varolan tek an olur. İşte o zaman “Bu pasta çok lezzetli” dersin. Sevgiyi yaşayan bir insan için ölüm bile herhangi bir şey ifade etmez. OSHO
|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|