Dokunma İki Gözüm



Dokunma iki gözüm
sorma ben kimim, adım ne, nereden geldim kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde kimi sevdim, kime özlemim kaç yıl sevda doldu iliklerime kaç yıl eksildim. tut ki, bir pınarım
suyu kesik akamadım nazlı nehirlere tut ki tut ki susturulmuş binlerce türkü bastırılmış binlerce acıyım baştanbaşa aşk ve ateş
say ki, küle gömülmüş bir sevdadan düşleri islenmiş bir gecenin acısı damlıyor içime hasreti yaraya dönmüş bir ayrılığın sancısı uzun bir zaman evel toplayıp suskularımı yüreğimden denizlere fırlattım
yalnız balıklar görsün yalnız balıklar öpsün diye gözyaşlarımı

sorma ben kimim, yaşım kaç, adım ne
nasıl düştüm bu kahrolası kaldırım taşlarına hangi anılar, acılar, ihanetler geçti üzerimden
düşlerime hüzünler el koydu deli rüzgarların öfkesinde savruldu bahçelerim güllerim bir ihanetin girdabında kavruldu
bütün sevdiklerimden ayrıyım şimdi bütün sevenlerım kırgın iflah olmam ben iki gözüm, iflah olmam düşmüş içime bir kez bu sevda bağışlamaz artık beni hiç bir hatıra
tut ki, incinmiş bir gülüşüm gecikmiş bir düş bir ateşin çemberinde yarım kalmış sevinçler kanayan
tut ki, kar altında sevincim
bütün mevsimlere küsüm
kanadı kırık bir serçeyim tut ki dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek
ateşin zulmünü gördüm suyun ihanetini baştanbaşa aşk baştanbaşa hasret susturulmuş milyonlarca türküyüm
gerisini ne sen sor ne ben söyleyim
dokunma iki gözüm sorma ben kimim, adım ne, nereden geldim yaşamak neyin karşılığıdır, ölmek neyin nasıl unutulur ölümsüz bir aşkın hazin öyküsü
kaç mevsim ardından gözlerimi bırakıp gitti
sorma ben kimim, adım ne, nereden geldim suskunum, susuzum iki gözüm bir sarı çiçek bir sarmaşık belki
çözer dilini yüreğimin
upuzun yolların düğümlediği ihanetlerin kilitlediği....


|