Daganer Gurubuna üye Olunuz.. - Blogcu

Free Banner Maker

Daganer Gurubuna üye Olunuz..

  • 6/7/2008 - Yorulan beyninizi dinlendirme yolları
  • Kategori: Saglik



    Bütün bir yıl boyunca iş ortamından bunalıp kendini çok yorgun hisseden
    insanlar; bugünlerde vücutlarını dinlendirmek için tatil programı
    yapıyorlar. Tatilde vücudumuzu nasıl dinlendireceğimizi belki biliyoruz ama
    planladığımız tatil, yorgun zihnimize de iyi gelecek mi acaba? Tatil dönüşü
    zinde ve mutlu olabilmek için denize girip, güneşlenmek yeterli mi?
    
    İşin uzmanı Nörolog Doç. Dr. Serdar Dağ; beyni dinlendirmenin etkin
    yöntemlerini anlattı. Nasıl bir tatil yapmalı? Yaylaya mı çıkmalı, deniz
    kenarına mı gitmeli? Tatil aşkları beyni nasıl etkiler? Çoluk çocuk yapılan
    tatilden, yorgun argın işe dönmemek için ne yapmalı? Yoğun iş temposundan
    bir anda kopmak doğru mu? Sınav sonrasında gençler, kitaplardan uzak bir
    tatil mi yapmalı? Beyni besleyen mönüler var mı? Bu dosyada, yıl boyunca
    yorulanlar için öneriler yer alıyor. "Hafızam zayıfladı, hep başım ağrıyor,
    beynimin yorulduğunu hissediyorum" diye yakınanlardansanız; bu dosya size
    ilaç gibi gelecek.
    
    BEYİN İÇİN EN İYİ VİTAMİN: YÜZMEK YÜRÜMEK
    Yaz geldi. Kış boyunca yoğun bir tempoda çalışan insanlar, tatil yapıp
    dinlenmeye hazırlanıyor. Doç. Dr. Serdar Dağ; tatilde sadece bedeni değil,
    zihni de dinlendirmek gerektiğini söylüyor ve ekliyor: Tatilde bol bol yüzün
    ve yürüyün. Denizi ve güneşi vitamin niyetine kullanın. İşi aklınızdan
    çıkarın!
    
    Nörolog Doç. Dr. Serdar Dağ, yaz tatilinde beyni dinlendirmenin en etkin
    yollarını anlattı. Tatilin yan gelip yatmak anlamına gelmediğini belirten
    Dağ, zihni güçlendirecek formülleri açıkladı:
    
    * Yorulan beyni dinlendirmenin en iyi formülü nedir?
    Kural olarak herhangi bir ortamdan zarar görüyorsak, öncelikle o ortamdan
    uzaklaşmak gerekir. Yorulan beynimizin daha fazla yıpranmasını önlemek ve
    onu dinlendirmek için en iyi formül; zaman zaman iş ortamından uzaklaşmak,
    yani tatile çıkmaktır . Tatil süresince spor yapmak, mümkün olduğunca açık
    havada bulunmak, işi düşünmemek ve hobilerimizle ilgilenmek; bizi zinde
    kılar.
    
    HUZUR DENİZ VE GÜNEŞTE! * Beyin tatilde dinlenir mi? Beyin ancak amaca uygun bir tatil yapılırsa dinlenir. Bazen tatil süresince ertelenen işler yapılmaya çalışılır. Bu durum, sadece beynimizi bir işten diğerine yönlendirmek ve onu daha fazla yormaktır. Nasıl ki bilgisayarda biriken mail'leri hafıza dolduğunda temizlemek zorundaysak, tatili de sadece iş ortamından uzaklaşmak olarak algılamamalı ve bu süreci beynimizi işgal eden olumsuz düşünceler ile iş takıntılarını temizleyecek şekilde değerlendirmeliyiz. * Deniz ve güneş, beynin dinlenmesine yardımcı olur mu? İnsanın ruh yapısı mevsimlerle yakından ilgilidir. Güneşli havalarda insana mutluluk ve heyecan veren maddeler daha çok salgılanır. Yoğun ve stresli bir iş temposundan sonra çıkılan tatilde güneşle denizin birarada olması, beynin dinlenmesi için bulunmaz bir fırsattır. Yüzme, insan bedenine çok faydalıdır. Bunun yanında deniz suyu özellikle güneş ışınlarıyla birleşince, birçok hastalığa karşı koruyucu etki gösterir. Bazı hastalıkların tedavisine de yardımcı olur. Örneğin; deniz suyunun sinüzitli hastalarını, yarattığı burun akıntısı sayesinde rahatlattığı herkes tarafından bilinmektedir. Deniz ve güneş ikilisi sayesinde salgılanan hormonlar, insana huzur verir. Ayrıca seks dürtüsünü arttırır ve duygusal heyecanı doruk noktasına çıkarır. Böyle bir ortamda zaten iş akla gelmez. Böylece beynimiz, olumsuz düşüncelerden temizlenir. * Bütün yıl yoğun çalışanlara nasıl bir tatil öneriyorsunuz? İş dünyasının yoğun temposuna kendini kaptırarak yıl boyu çalışan insanlarda; beynin kapasitesinin üzerinde zorlanmasına bağlı olarak yorulmasının yanında, yıpranma da gözlenir. Bazen bu durum depresif ruh hali, uykusuzluk, isteksizlik, panik atak, aşırı sinirlilik ve her şeyi kafaya takma gibi hastalık belirtilerine yol açar. İyi bir tatil; beyni dinlendirdiği gibi bozulan ruh halini de düzeltir. KAS YAPIN AMA... * İnsan beyni, basit yöntemlerle daha verimli çalışabilir mi? Beynin öğrenme kapasitesi sınırsız ama biz çok az bir kısmını kullanabilmekteyiz. Beyni verimli kullanmak için kullanabildiğimiz sınırlı kapasiteyi, lüzumsuz işgal etmemeliyiz. Düzenli ve doğru beslenme, spor yapma, stresten uzak durma, konsantre olunan iş yapılırken belli aralıklarla dinlenme ve bol bol kitap okuma ile beyin daha verimli çalışır. * Vücut geliştirmek için yapılan egzersizler, beynin dinlenmesine yardımcı olur mu? Spor beyni dinlendirir, kan akımını arttırır ve beynin beslenmesini düzenler. Ama ağır spor yapmak doğru değildir. Vücudumuz için en kolay yapılacak spor; düzenli ve tempolu yürüyüştür. Vücut geliştirmek için yapılan ağır tempolu sporların, bazen beyin açısından zararları olur. Fazla efor sarf etmek ve vücudu ağırlıklarla zorlamak; kan basıncını aşırı derecede arttırabilir. Bu da beyin kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca vücut geliştirmek için alınan bazı ilaçların ve hormonların, beyin ve sinir sistemine olumsuz etkisi vardır. İKİ TARAFINI DA GELİŞTİRİN * İki yıldır sınavlara hazırlanan çocuklar, sınav bitiminden hemen sonra sizce defteri kitabı birkaç ay kapatmalı mı? Ülkemizde öğrenciler robot gibi çalışarak sınavlara hazırlanıyor. Zaman azlığından dolayı beyni dinlendirecek ve rahatlatacak spor ya da müzik gibi sosyal faaliyetlerden yoksun kalıyorlar. Sınavın bitmesi, yoğun çalışma temposundan çıkan öğrenciler için büyük rahatlıktır. Sınav sonrasında ders kitapları birkaç ay kapatılmalıdır. Bu dönemde roman okumak, spor yapmak veya tatile çıkmak; beyni dinlendirir ve gelişimine yardımcı olur. Matematik, Türkçe ve Fen Bilgisi gibi dersler; beynin sadece sol tarafını geliştirir. Beynin sağ tarafını ise spor, kitap okuma, tiyatro gibi sosyal faaliyetler geliştirir. Dahilere bakıldığında; bu kişilerin beyinlerinin her iki tarafını da geliştirdiklerini görürüz. Sadece beynin sol tarafını geliştirmek, beynin olaylar karşısında düşünme kabiliyetini azaltır. Bu yüzden sınavlara hazırlanırken de, sosyal faaliyetlerde bulunmak gerekir.
    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 28/6/2008 - RAHATSIZLANDIM
  • Kategori: Saglik



    SAFRA KESESİ ALINDI

    Ani olarak ortaya çıkan rahatsızlığımın sonucunda safra kesesi

    ameliyatı oldum .

    Şu an sağlık durumun iyi ancak sizlerden bir süre uzak kalacağım.

    Ameliyatımı başarılı bir şekilde yapan ve beni sağlığıma kavuşturan

    Özel  Rumeli Hospital Hastanesi  Genel Cerahi Uzmanı Operatör 

    Doktor A.Hamit KARAYAĞIZ  Beyefendiye ve

    Değerli Ekibine çok teşekkür eder içten şükranlarımı sunarım.

    ERDOĞAN BOZ

    Yorum ( 3 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/5/2008 - Keçi Boynozu mükemmel bir ilaçtır.
  • Kategori: Saglik

    Keçi Boynuzu




     

    Akciğer kanserini % 90 Önleme  Özelliği İLE BİRLİKTE alerjik astım ve nefes darlığı tedavisinde oldukça etkili kısırlık tedavisinde Çok faydası olduğu ,
    erkeklerde iktidarsızlık sorununun Çözümüne de büyük katkısı bulunan KEÇİBOYNUZUNU Özellikle sigara içenlerin düzenli ve sürekli tüketmeleri GEREKİR.
     
    Keçiboynuzu (Harnup)
     
    Latince ADI: Ceratonia siliqua
     
    Almanca: Johannisbrot
     
    İngilizce: Carob, St.Johnsbred
     
    Anadoluda bazı yörelerde harnup olacakta bilinir.
    Yeryüzünün en eski  bitkilerinden olup anavatanı olarak Güney Anadolu,
    Suriye, Kıbrıs,Yunanistan, İspanya, Fas, Tunus, Cezayir, İsrail ve Libya olup memleketimizde,
    Antalya Mersin, Silifke, Datça dolaylarında yaklaşık 1500 km2 lik sahil Şeridinde doğal olarak yetişmektedir.
    Keçiboynuzu,  yetişmeye  başladığı ilk 15 yıl meyve vermeyen
    bir bitkidir.
    Meyveleri ilk başlarda yeşil olup, olgunlaştıkça kahverengileşen ve tam olgunlaşınca parlak kahverengi renk alır.

     

    Keçiboynuzunun en büyük Özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır.
    Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi  hemen hemen
    başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır.
    Bu etkin madde aynı  zamanda bazI alerjik astım rahatsızlıklarında
    Öylesine etkilidir ki; derhal sonuç almak mümkün olabilmektedir.
    Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük
    bir başarıyla  uygulanabilir.
    Alerjik nefes darlığı Çeken Bir Çok insan VAR.
    Bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden başka Çare bulamayanlardır.Öksürük krizlerinin nedenli Şiddetli olduğunu anlatıyorlardı.
    Keçiboynuzunu Önerdiğim bu insanların Çoğu daha hemen ertesi gün
     rahatlamaya başladıklarını anlatıyorlardı.
    Özellikle çocuklarda,  keçiboynuzu (harnup) reçetesini uygularken dikkat edeceğiniz
    en Önemli nokta,
    günde bir defa VE sadece sabah kahvaltısı arasında tüketilmesidir.
    ÖĞle veya akşam uygulanmaması gerekir.


    Guatr rahatsızlığından dolayI nefes darlığı Çekenlerde
    bu kürden olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir.
     
    Harnupça bulunan bazI etkin maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
     
    Tablo: Keçiboynuzunda bulunan bazI etkin maddeler
     
    Alpça-aminopimelic acid
    concanavalin
    Beta-D- glucolgallin
    Myo-inositol
    Beta-D-...galloylglucose
    Pentosane
    Capronic acid
    Primverose
    Catechin-tannin
    Tannin
    Ceratose
    Tocopherol
    Chiro-inositol
    Xylose

    Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan SAĞLIĞI üzerinde
    Öylesine Çok yönlü
    Özellikleri olan bir maddedir ki,
    bu Özelliklerinden bazıları  aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
     
    Tablo: Gallic asitin etkin Ö¶zellikleri
     
    Analgesic -    AĞrI kesici
    Antiallergenic - Alerjiye karşı
    Antiasthmatic -  AstIma karşı
    Antibacterial - Bakteri yok edici
    Antibronchitic -  BronŞite karşı
    Anticancer -  Kansere karşı
    Antihepatotoxic -  Karaciğeri toksinden arındırıcı
    Antioksidant -  Serbest radikalleri yok edici
    Immunostimulant - BAĞIŞIKLIK sistemini gÖÇlendirici
    Antiviral - Mikroplara karşı
    Antiseptic -  antiseptik
    cancer-preventive -  kansere karşı koruyucu
    antinitrosaminic -  nitrozamin yok edici
    bronchodilator -  bronŞgeniŞletici
    antipolio - Çocuk felcine karşı
    Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi gallik asit Çok yönlü bir maddedir.
    Bu  maddenin belirtilen bu Özelliklerini artıran ve takviye eden
     keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir.
     
    Akciğer Ödemine karşı keÇiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkan.
    Balgam söktürücü gücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü Çok fazladır.
    Sigara içenler keçiboynuzu kürüne başladıktan bir iki gün sonra 
    nasıl balgam  Çıkardıklarını hayretle gözleyeceklerdir.

       

    Keçiboynuzu, insanlığın korkulur Akciğer kanserini %90 oranında
    Önleme üçüne sahiptir.
    Özellikle sigara içen insanlarda akciğer kanserine yakalanma riskinin
    ne kadar yüksek olduğu,bu konuyla ilgili hemen her  klinik deneyde ortaya konmaktadır.
    Keçiboynuzunun bu koruyucu Özelliği tabiat ananın insanlara olan bir lütfüdür.
    Bir insanın kendi kendine (SAĞLIĞI açısından) verebileceği en büyük zarar;
    sigara içmesidir.
    Eğer sigara içiyorsanız, keçiboynuzunun uygulama 2 de  belirtilen kürünü yapmakta
    büyük faydalar vardır.
    UnutmayInIzki, sigara içmek sadece akciğer kanserine
    yakalanma riskini   artırmıyor,
    genel olarak insan   SAĞLIĞINI olumsuz etkileyen zararlı bir alışkanlıktır.
    Keçiboynuzu akciğer kanserini Önleyen mükemmel bir meyvedir.
    Ancak,  akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü
    Çok zayıftır.
    Buradada belirtmekte tekrar fayda VAR Kİ;
    bir bitkinin hastalığı Önleyici   Özelliği ile hastalığı tedavi etme
     Özellikleri birbirlerinden farklı Şeylerdir.
    İşte keçiboynuzunun akciğer kanserini tedavi etmekteki gücünü 
    artırıcı farklı  etkin maddeler içeren ikinci bir bitkiye ihtiyaç vardır.
    Bu ikinci takviye bitki kırmızı turptur.


    Keçiboynuzu aynı zamanda sperm sayısını artıran ÖzelliĞede sahiptir.
    aktif sperm sayısı az olan ve az sperm sayısından dolayI
    Çocuğu olmama riski yüksek baba adaylarının kullanmasında
    Çok büyük fayda vardır.
    KIsaca, sperm sayısı az olanlar için ideal bir bitkisel Çözümdür.
    Sperm sayısının normal değeri 40 milyon dur.
    Sperm sayıları bu değerin altında olduğu için Çocuk sahibi olamayan
    erkekler için biçilmiş kaftan.
    Keçiboynuzu kürünü kullananlar sperm sayılarının nasıl artIŞ gösterdiğini
    Hayretle göreceklerdir.
     
     
    İktidarsızlığa karşı adeta mucize Çözüm keçiboynuzudur.
    iktidarsızlık Çeken erkeklerin hiç Çekinmeden kullanabilecekleri
    keçiboynuzu kürü,  iktidarsızlığa karşı mükemmel bir Çözümdür.
    Herhangi bir yan tesir olmayan bu uygulama iktidarsızlık Şikayetleri
     olan erkekler için mükemmel bir yardımcıdır.
    İktidarsızlığa karşı eczanelerde satılan,
    2000 yılının bu konudaki en büyük buluşlarından biri sayılan
     viagra (sildenafil citrate) ile mukayese kabul edilemeyecek
    Özellikleri vardır.
    Viagra'nIn bir Çok yan tesiri vardır.
    Özellikle kalp rahatsızlığı olanların kullanmaması
    gereken bir ilaçtır.

       

    Keçiboynuzu kürünün viagra'dan üstün tarafları:
     
    1· Keçiboynuzunun herhangi bir yan tesiri yoktur.
    2· Hem besleyici hem de besin değeri olan keçiboynuzudur
    3· astım, alerjik astım, alerjik nefes darlığı, akciğer
    kanserini   Önleyici,
    4· Akciğer Ödemini yok edici ve sperm sayısını artırıcı ve balgam 
     söktürücü olarak olumlu Özellikleri vardır.
     Viagra'da bu Özellikler  yoktur.
     
    Keçiboynuzu kürü erkeklerin iktidarsızlığına karşı bir gecelik Çözümler yerine,
     tedavi edici ve de kalıcı Çözüm getirmektedir.
    Keçiboynuzu kürü uygulanmaya başladıktan 4-5 gön sonra etkisini 
    göstermeye ve cinsel  hayatI dengelemeye başlar.
    EĞer uzun zamandan beri iktidarsızlık Çekiliyor ise
    bir haftadan itibaren etkisini göstermeye başlar.
     
    Keçiboynuzunda kolesterol bulunmaması ayrı bir avantajdır.
    Kaffein ve theobromine içermediği içinde tansiyon problemi olanların
    rahatlıkla uygulayabilecekleri bir kürdür.
     
    Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir.
    Bu nedenle osteoporoz rahatsızlığı olanlara
    kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında
    Çok iyi bir destekleyicidir.
     
    Tekrar hatırlatmakta fayda VAR Kİ;  
    bitkisel kür uygulamalarını sizeÖnerildiĞi Şekilde uygulayınız.
    daha Çabuk sonuç alırım diye kesinlikle abartarak kullanmayınız.
    Tüm uygulamaları size Önerildiği Şekilde hazırlayınız
    ve uygulayınız.
    Uygulama sürelerine ve miktarlarına kesin olarak uyunuz.
    Tabiat ana bir denge, nizam ve kural üzerine kuruludur
    vede belirli kurallara göre Çalışmaktadır.
    İnsanda, tabiat ananın bir
    parçası olduğuna göre,
    insan vucududa aynı Şekilde belirli dengeler
    Çerçevesinde Çalışmaktadır.
    Allah yüce kitabında: "Ben bu alemi süs olsun diye yaratmadım,
    onu bir nizam, düzen, kural ve denge Özerine yarattım"
    buyurmaktadır.



    İşte, günümüzde bilim adamları ekolojik dengeden,
    Biyolojik dengeden ve de daha bir Çok dengelerden bahsetmekteler ve bu       
    dengelerin bozulması durumunda dünyamızı nedenli büyük felaketlerin
    beklediğini  vurgulamaktadırlar.  
    Örneğin, demir. Demir, insan vücudu için hayati Önem taşıyan bir maddedir.    
    Demirin eksikliğide, fazlalığıda insan vücudu için zararlıdır.
    Bazı insanlar vitaminlerin Çok faydalı olduklarına
    inandıklarından dolayI vitamin haplarını fazla fazla kullanırlar.
    Çünkü, fazlasının insan vücuduna zarar vermediğini zannederler.
    Unutmayınız ki, vitaminlerin eksikliği sağlığımız açısından hayati
    Önem taşırlarken, fazlasıda vücudumuza zarar verirler.
    aynı Şekilde size Önerilen bitkilerime belirtildikleri Şekilde kullanmak gerekir.
     Fazla kullanarak daha Çabuk sağlığıma kavuşurum diye düşünmek yanlıştır



     

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 22/5/2008 - diyet zamanı........
  • Kategori: Saglik

    Göbek Bölgesi Neden Yağlanıyor?

     

    Son dönemlerde göbek bölgesi yağlanması kalça-basen bölgesi yağlanmasından

    daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür

    yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek

    şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik (oturarak çalışma) ve insülin

    dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet

    Bölümü'nden Dyt. Oya Yüksek, "Göbek bölgesi yağlanması" hakkında bilgi verdi.



    İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?

    Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin

    metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer

    kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karın  bölgesinde yağlanmalar oluşur.

    Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.


    Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?


    2007 yılında Diyabet Merkezi'nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli

    olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine

    sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet

    geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya

    uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş

    ( öğün başına 400 kal) bir program uygulamışlardır. Sonuç olarak; kilo ve yağ

    değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücut yağlarının

    göbek bölgesine doğru biriktiği gözlemlenmiştir. Diğer bir iddia ise; yüksek

    karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını

    düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu

    çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak; avokado, ceviz, zeytinyağı,

    zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma

    tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin

    olduğunu savunmaktadır.

    Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?


    1. SIKILAŞTIRMA: Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma(kuvvetlendirme)

    hareketlerinin yapılması.
    2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz
    3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az

    olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan

    enerjiden 100 kal/gün kısıtlamak.

    1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih etmek ve

    karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl

    ürünlerinin tüketilebilir.
    2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.


    3. Öğün aralarında fındık veya
    ceviz tüketilebilir.

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 21/5/2008 - Allerji ile ilgili en kapsamlı bilgi
  • Kategori: Saglik

     

     

    Allerji Tüm Yönleriyle
    Glitters
     
    Allerji nedir?

    Çevremizde yaygın olarak bulunan allerjenlere bazı kişiler diğerlerinden daha fazla duyarlı olup (atopik kişiler) onlara karşı allerjik olmayan normal kişilerden (atopik olmayan) çok daha abartılı bir reaksiyon verirler. Bu duruma allerji denilmektedir.

    Allerjik tabiatta olmak bir hastalık mıdır?

    Hayır. Toplumda yaşayan bireylerin yaklaşık %30’u allerjik tabiattadır. Bu kişiler duyarlı oldukları bazı allerjenlere karşı özel E tipi antikorlar aracılığıyla abartılı bir reaksiyon oluşturabilme yeteneğindedirler. Bu tip antikorlara bağlı olarak bazen değişik allerjik hastalıklar ortaya çıkabilir. Ancak tek başına allerjik bünyeye sahip olmak, yani atopik olmak bir hastalık olmayıp allerjik hastalıklara bir çeşit aday olma, yatkın olma durumudur.

    Allerjik bünyeye sahip olmak neye bağlıdır?

    Bu tamamen ailesel geçişli (irsi) bir durumdur.

    Genetik geçiş dışında çevresel faktörlerin bir etkisi yok mudur?

    Atopik olma veya olmama durumu tamamen genetik olarak belirlenmektedir. Ancak atopik kişilerde allerjik hastalıkların gelişip gelişmemesi çevresel allerjenlerle karşılaşma yoğunluğuna bağlı olarak değişmektedir. Daha dünyaya gelmeden gebelik döneminde veya hayatın erken döneminde, emzirme periyodunda annenin sigara içmesi, allerjik gıdaları tüketmesi, ortamın allerjen yoğunluğunun fazla olması gibi faktörler atopik kişilerde allerjik hastalıkların görülme sıklığını artırır.


    Allerjik hastalıklar psikolojik nedenlerle görülebilir mi?

    Allerjik hastalıklar psikolojik veya psikosomatik hastalıklardan farklıdır. Ancak allerjik hastalıkların gelişiminde, yakınmaların ortaya çıkmasında ve hastalığın kontrolünde psikolojik durumun da katkısı olabilir. Ayrıca psikolojik hastalıklarla ayrımı gerekebilir.

    Allerjik hastalıklar nelerdir?

    Astım, allerjik burun nezlesi ve sinüzit, allerjik göz nezlesi, burun polipleri, allerjik orta kulak iltihabı, ürtiker ve egzema gibi allerjik deri hastalıkları, gıdalara bağlı allerjik reaksiyonlar, çeşitli ilaç ve kimyasallar ile arı ve böcek sokmalarına bağlı allerjik reaksiyonlar allerjik hastalıkların arasında öncelikli olarak sayılması gerekenlerdir.

    Allerjik bünyeli bir kişide bu hastalıkların hepsi de bulunur mu?

    Vücudun allerjenlere olan reaksiyonu belirli organlara özel dağılım gösterir. Bazı kişilerde bu sayılan hastalıkların bir kaçı beraber bulunabilirse de bu şart değildir.

    Allerji teşhisi nasıl konur?

    Allerjik hastalıklarla uyumlu yakınmaları olan kişilerde ailede benzer hastalığı olanların varlığı, şikayetlerin süreğen ve tekrarlayıcı olması, mevsimlere göre değişmesi, diğer allerjik hastalıkların eşlik etmesi gibi hastanın öyküsünde tipik özellikler allerjik bir hastalığı telkin eder. Kanda özel E tipi antikorların araştırılması, allerjik cilt testleri ve hastalığın tipine göre değişen diğer tetkiklerle kesin teşhis konulabilir.

     

    myspace



    Teşhis için can yakıcı, zor tetkikler, endoskopik işlemler ve biyopsiler gerekli midir?

    Hayır. Allerjik hastalıkların tanısında genellikle bu tür invaziv işlemlere gerek duyulmaz.

    Yöremizde bu tür hastalıkların teşhis ve takibi mümkün müdür?

    Tabii. Fakültemizde allerjik hastalıkların teşhis, takip ve tedavisi için gerekli olan her türlü laboratuvar inceleme yapılabilmektedir. Uzak yerlere gidip gelmeğe gerek yoktur.

    Erken teşhisin önemi var mı?

    Kuşkusuz. Hem hastanın yaşamının normale döndürülmesi, hastalıktan dolayı kayıplarının giderilmesi; hem de tehlikeli krizlerin ve aynı zamanda hastalığın ilerlemesinin önlenmesi için erken tanı konarak tedaviye başlanması çok yerinde olur.

    Allerjik hastalıkların belirtileri nelerdir?

    Hastalığın tipine, ağırlığına ve hastanın yaşına, cinsiyetine göre belirtiler değişir. Allerjik sinüzit, burun ve göz nezlesinde: Yılın belirli aylarında veya tüm yıl boyunca devam eden hapşırma, burunda kaşıntı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı vardır. Geniz akıntısı, boğazda gıcıklanma, gözlerde yaşarma, kızarıklık ve kaşıntı, kulakta dolgunluk hışırtı, kaşıntı, baş ve kulak ağrısı, koku alma bozukluğu tat almama, sesin değişmesi olabilmektedir. Anjiyonörotik ödem ve anafilakside: Tablonun ağırlığına bağlı olarak değişen derecelerde yüzde, dudakta, dilde, boğazda aniden şişme, tıkanma, ciltte solukluk, kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklıklar, döküntüler, nefes darlığı, hırıltılı solunum, tansiyon düşmesi, ateş, terleme, çarpıntı, kalpte ritim bozukluğu, morarma, kusma, karın ağrısı, ishal, havale geçirme, solunum durması ve ölüm olabilir. Astımda: Nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum, göğüste tıkanıklık olabilir. Bu yakınmaların aniden ve krizler şeklinde ortaya çıkması bir müddet sonra kendiliğinden veya tedaviyle düzelmesi, tekrarlaması, gece uykudan uyandıracak şekilde olması çok tipiktir. Cilt Allerjilerinde: Ciltte kaşıntı, kurdeşen denilen kabarıklıklar, kırmızı renkli döküntüler, sulanma, kabuklanma, deride kalınlaşma ve deride renk değişikliği görülebilir. Mide barsak kanalı allerjilerinde: Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı, gelişme geriliği, kansızlığa bağlı halsizlik, solukluk, göz kapakları ve bacaklarda şişlikler gibi yakınmalar olabilir.
     


    Bu şikayetler allerjik hastalıklar dışında başka nedenlerle oluşamaz mı?

    Evet oluşabilir. Bunların hiçbirisi allerjik hastalıklara özgü değildir. Yakınmaların süreğen ve tekrarlayıcı vasıfta olması, mevsimlerle ilişki göstermesi, ailede benzer yakınmaları olan başka kişilerin olması veya altta açıklanan allerjenlerden birisiyle temas sonrası bu yakınmaların ortaya çıkması allerjik bir hastalığın varlığını gösteren işaretlerdir.

    Allerjik hastalıklar tehlikeli midir?

    Sık görülmeleri, süreklilik göstermeleri, kişinin performansını yakından etkileyerek normal yaşamını kısıtlamaları, iş gücü kaybı ve okul devamsızlığına yol açmaları ve anafilaksi, anjiyonörotik ödem gibi bazen ölümcül olabilen formlarının da bulunması nedeniyle allerjik hastalıklar çok önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır.

    Allerjik hastalarda kriz olur mu?

    Evet. Allerjik hastalıkların bazılarında aniden kriz şeklinde ağır bir tablo gelişebilir. Üstelik bu durum tekrarlayıcıdır. Astımda, penisilin allerjisinde, arı-böcek sokmasında, anjiyonörotik ödemde tehlikeli, ölümcül krizler olabilir.

    Anafilaksi nedir?

    Allerjiye bağlı olarak ani ortaya çıkan ve acilen tedavi edilmezse ölümcül olan sistemik, tehlikeli bir hastalıktır. Arı sokması, penisin gibi bir ilacın damardan verilmesi gibi allerjenlerle temas sonrası olay dakikalar içinde başlar. Tablonun ağırlığına bağlı olarak değişen derecelerde yüzde, dudakta, dilde, boğazda aniden şişme, tıkanma, ciltte solukluk, kızarıklık, kaşıntı ve kabarıklıklar, döküntüler, nefes darlığı, hırıltılı solunum, tansiyon düşmesi, ateş, terleme, çarpıntı, kalpte ritim bozukluğu, morarma, kusma, karın ağrısı, ishal, havale geçirme, solunum durması ve ölüm olabilir.

    Böyle bir durumda ne yapılmalıdır?

    Maalesef bu durumda hasta ve yakınlarının yapacağı fazla bir şey yoktur. Ancak gerekli ilaçların bulunduğu bir ortamda bir hekim bu duruma müdahale edebilir. Hasta derhal sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Allerjik bünyesi olduğu bilinen kişilerin hastane dışında enjeksiyon yaptırmaması, ilaçlı filim vb tetkikler yapılırken durumunu belirtmesi, kendisine dokunan besin ve ilaçları kullanmaması, arı sokmaması için tedbirler alınması gerekmektedir.

    İlaç allerjisi hakkında bilgi verir misiniz?

    Bir çok ilacın tedavi edici etkisi yanında istenmeyen bazı etkileri de vardır. Bu yan etkilerden bazıları ise allerjik reaksiyonlara bağlıdır. Kullanılan ilaca; kullanan kişinin yaşına, cinsiyetine, genetik özelliklerine ve diğer hastalıklarına; daha önce aynı ilacın kullanılıp kullanılmadığına; ilacın veriliş yoluna bağlı olarak bu tür reaksiyonların görülme olasılığı değişmektedir. Hemen her ilaç allerjiye neden olabilirse de bazı ilaçların kullanımı sırasında buna daha sık rastlanmaktadır. İlaca bağlı allerjik olaylar ciltte görülen kurdeşen, egzamadan kan hücrelerinin sayı ve fonksiyon bozukluklarına, anafilaksi, ateş, serum hastalığı gibi sistemik tablolardan ani nefes darlığı, sarılık, zatürree göğüste, karında su toplanması gibi belirli organ lokalizasyonu gösteren patolojilere kadar çok farklı görünümlere sahiptir. İlaç alımıyla olayların başlaması arasında geçen süre bir kaç dakikadan bir iki haftaya kadar değişmektedir. Bir ilaç kullanırken ortaya çıkan yeni bir sağlık sorunu ilaçla ilişkili veya ilişkisiz olduğuna karar verilemese bile o ilacı reçete eden hekime bildirilmelidir. Eğer hasta herhangi bir ilaca karşı geçirilmiş bir allerji öyküsüne sahipse başka ilaçları kullanması gerektiğinde de bunu hekimine bildirmelidir. Çünkü bazı ilaçlar arasında çapraz reaksiyonlar olabilmektedir. Penisilin allerjisi, çeşitli röntgen filimlerinin çekilmesi sırasında kullanılan boyar maddelere karşı ortaya çıkan reaksiyonlar ve astımlılarda aspirine karşı duyarlılık ilaç allerjileri arasında özellikle belirtilmesi gereken durumlardır.
     


    Çocuklara uygulanan aşılar allerji yapar mı?

    Aşıların hazırlanması sırasında yumurta proteinleri ve bazı jel maddeler aşıya karışmaktadır. Bunlara bağlı allerji görülebilir. Yumurta yediğinde anafilaksi tipinde şiddetli allerjik reaksyonu olan kişilere yumurta kaynaklı bu aşılar yapılmamalıdır. Ancak, yumurta yiyince deri döküntüsü gibi hafif allerjik reaksiyonu olanlar aşıdan alı konmamalıdır. Karar verilemediği durumlarda deri testleri yapılabilir.

    Gıdalara bağlı allerjik rahatsızlıklardan biraz bahseder misiniz?

    Toplumda yaşayan kişilerin %15-20 'si bazı gıdalara karşı allerjisi olduğunu söylerken yapılan araştırmalarda bu oranın %1-2 'den fazla olmadığı gösterilmiştir. Besin allerjilerine çocuklarda daha sık rastlanır. Yaş ilerledikçe bu durum çoğunlukla ortadan kalkmaktadır. Gıdalar allerjik olaylar dışında da besin zehirlenmeleri, besin entoleransı gibi önemli sorunlara yol açabilirler ve bunların allerjik olaylardan ayrımı zor olabilir. En sıklıkla allerjiye yol açan besinler inek sütü, tavuk yumurtası, soya fasülyesi, ceviz, fındık, balık ile buğday ve diğer tahıllardır. Allerjiye neden olan besinin alınmasından sonraki dakikalar veya saatler içerisinde allerjinin yerleştiği lokalizasyona bağlı olarak değişik şikayetler görülmeğe başlar. Dudaklarda, dilde, boğazda şişme, yanma, kaşıntı, yüzde kızarıklık seste kabalık görülebilir. Kramp şeklinde karın ağrıları, bulantı, kusma ve ishal görülebilir. Bebeklerde gelişme geriliği dikkati çeker. Hapşırma burunda kaşıntı, akıntı, tıkanıklık, göz yaşarması, gözlerde kaşıntı olabilir. Astım tablosu gelişebilir. Bunların besinlere bağlı olup olmadığı ve hangisine bağlı olduğu testlerle anlaşıldıktan sonra o besin hastanın diyetinden çıkarılır. Bir süre bu gıdayı almayan kişide zamanla duyarlılık kaybolabilmektedir.

    Gıda katkı maddeleri zararlı mıdır?

    Modern yaşamın getirdiği zorunluluklar eskiden evlerde doğal ve taze olarak hazırlanan gıdaların yerini fabrikasyon olarak hazırlanan ve uzun süre marketlerde bozulmadan saklanması gereken gıdaların almasına neden olmuştur. Gıdalara hazırlanması sırasında renklendirici, koku verici ve bozulmalarını önleyici bazı kimyasal maddeler ilave edilmektedir. Doğal beslenmede yeri olmayan bu kimyasallar hem astımlı, allerjik nezleli bazı kişilerde sorunlara yol açmakta hem de allerji dışında kalp-damar hastalıklarına ve kanserlere neden olabilmektedirler.

    Lateks allerjisi ne demektir?

    Lateks %99 oranında Brezilyada yetişen tropikal kauçuk ağacının özsuyundan üretilir. Kauçuk içeren ürünler allerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Bilhassa hekimlerin bizar olduğu bu durumda cerrahide kullanılan lateksten mamül eldivenler, bu eldivenlerin giyilip çıkarılması sırasında ortama yayılan toz, elastik yapışkan bantlar, çeşitli sonda ve kateterler, lastik ayakkabılar, plastik halı arkaları, spor malzemeleri, yolda aşınan oto lâstiklerinden ortama dağılan kısımlar ya cilt ile temas veya solunum yoluyla vücuda girmekte ve takiben kurdeşen, burun nezlesi, göz nezlesi, nefes darlığı, dilde boğazda şişme gibi değişik reaksiyonlar ortaya çıkmaktadır.

    Temas egzaması ne demektir?

    Cildin herhangi bir madde ile genellikle uzun süreli ve tekrarlayan temasları sonrası ciltte allerjik tabiatlı bir hastalığın gelişmesidir. Buna neden olan maddeler arasında öncelikle sabun ve deterjanlar, lastik eldivenler, kemer, kolye vb aksesuarlar, gömlek, kaşkol gibi giysiler sayılabilir. Temas edilen cilt alanında kızarıklık, kabarıklıklar, kalınlaşma, çatlaklar, soyulma, kaşıntı, sulanma ve kabuklanmalar görülebilir.

    Böcek ve arı allerjileri hakkında bilgi verir misiniz?

    Hamam böcekleri, kalorifer böcekleri, tahtakurusu, sivrisinek, at sineği ve pire gibi haşerelerin ısırmasıyla, tükrük ve dışkılarının solunum veya cilt yoluyla vücuda girmesine, yabani veya bal arılarının sokmaları sırasında zerk ettiği zehirlerine karşı bazı kişilerde allerjik reaksiyonlar gelişebilmektedir. Böcek allerjenleri allerjik burun nezlesi ve astıma neden olabilmekte; arı sokmalarını takiben ise 10-15 dakika içinde sokma yerinde sınırlı veya tüm vücutta hafif veya ağır bir reaksiyon gelişebilmektedir. Bu olay tehlikeli olabilir. Arıya karşı allerjisi olanların yanlarında arı soktuğu taktirde acil müdahale için iğne, sprey, hap türü ilaçları devamlı taşımaları ve bunları kendi kendilerine kullanmayı öğrenmeleri gereklidir. Özel aşı ile tedavi de etkili olmaktadır.

    Allerji yapan maddeler (allerjenler) nelerdir? Allerjenler nerede bulunur?

    Ev tozu, küf mantarları, kedi, köpek, kuş tüyleri, çeşitli ağaç, ot ve çayır polenleri, böcek ve haşereler, bazı parazitler, bazı gıdalar, penisilin gibi bazı ilaçlar, güneş, rüzgar, soğuk, kirli hava ile çeşitli kimyasal maddeler gibi çok fazla sayıda madde allerjenik özellik taşır. Havada, kullandığımız gıda, ilaç ve giyim eşyalarımızda, çevremizdeki eşyada çok sayıda allerjen bulunmaktadır.

    Ülkemiz ve yöremizde allerjenlerin durumu

    Yapılan çalışmalarda Ülkemizin 9 000’i aşkın doğal bitki türünden oluşan zengin bir florası vardır. İklim ve coğrafi değişkenlere bağlı olarak bölgelerimize göre bitki örtüsü farklıdır. Karadeniz ve Marmara bölgesinde Avrupa ve Sibirya florası, Batı ve Güney Anadolu'da Akdeniz florası, İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da ise İran-Turan florası özellikleri hakimdir. Karadeniz Bölgemizde ılıman iklim, yüksek nem ve zengin bitki örtüsü havayla taşınan aeroallerjenler için son derece elverişli koşullar sağlamaktadır.

    Allerjenlere karşı reaksiyon ne zaman ortaya çıkar?

    Çevremizde çok sayıda bulunan allerjenler solunum yolu, sindirim kanalı, cilt ve mukozalar ile enjeksiyonlar sırasında damar yoluyla vücuda girebilir ve sadece hassas kişilerde duyarlılaşma periyodunu takiben önemli sorunlara yol açar.

    Allerjinin mevsimlerle ilgisi var mıdır?

    Evet. Bazı allerjenlerin yoğunluğu belirli mevsimlerde artmaktadır. Diğer bazıları ise her mevsimde sabit olarak bulunurlar. Polenler mevsimsel allerjinin en sık rastlanan nedenleridir. Ancak iklime bağlı olarak hava sıcaklığının ve nispî nem oranının değişmesine paralel ev tozu akarları, küf mantarları gibi diğer havayla taşınan allerjenlerin yoğunluğu da değişmektedir. Nisan-Mayıs, atmosfer havasında polen yükünün en fazla arttığı aylardır. Bu mevsimde allerjik yapılı kişilerde astım, saman nezlesi, göz nezlesi gibi allerjik hastalıklara bağlı yakınmalar ortaya çıkabilir veya artar.

    Bahar nezlesi, mevsimsel astım ne anlama gelir?

    Bazı allerjik kişilerde yılın diğer zamanlarında hiçbir önemli sorun yaşanmazken sadece belirli bir iki ayda her yıl tekrarlayan yakınmalar görülebilir. Bunlar çoğu zaman polene bağlı yakınmalardır. Kişilere göre değişmekle birlikte en sık bahar veya güz aylarında rastlanır.

    Allerji ile meslek arasında bir ilişki var mıdır?

    Evet. Allerjik hastalık bazen bir meslek hastalığı şeklindedir. İşyeri ortamında bulunan bir allerjenle temasa bağlı olarak ortaya çıkar. Yakınmaların işe girdikten sonra başlaması, işyerinden uzakta olunduğu zamanlarda (tatil ve seyahatlerde) gerilemesi, aynı işyerinde birden çok kişide benzer yakınmaların görülmesi meslek hastalığını düşündürmelidir.

    Hangi mesleklerde allerjik hastalıklar daha sık görülür?

    Çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar (sığır, kuş, kümes hayvanı besleyenler, veterinerler, deri, yün işinde çalışanlar ..), biyolojik ajanlarla çalışanlar (laborantlar, besin, deterjan sanayiinde çalışanlar, kimyagerler ..), tozlu işlerde çalışanlar (keresteciler, marangozlar, fırıncılar, değirmenciler ..), kimyasallar ile teması olanlar (boyacılar, kimyagerler, plastik endüstrisi işçileri ..), lastik eldiven kullananlar (sağlık personeli, temizlik işinde çalışanlar ..) ve daha bir çok iş kolunda allerjik hastalıklara sık rastlanmaktadır.

    Teknoloji ile allerji arasında bir ilişki var mıdır?

    Allerjik hastalıkların sıklığı teknolojinin gelişimine paralel olarak artmaktadır. Kişilerin kapalı ve dar alanlarda topluca yaşamaları, açık sahada çalışmaktan büroda çalışmaya dönüş, halı döşemeler, ev içinde kedi, köpek, kuş vb hayvanların beslenmesindeki artış, sigara alışkanlığının yayılması, katkı maddesi içeren hazır gıdaların tüketilmesi, yaşamımıza giren ilaç ve kimyasal maddelerin giderek fazlalaşması, hava kirliği gibi nedenlerle allerjik hastalıklar endüstrileşmiş yörelerde ve kırsal kesime göre kentlerde daha sık görülmektedir.

    Allerji tedavi edilebilir mi?

    Tedavi ile allerjik bünye değiştirilemez. Ancak, allerjik hastalıklar kontrol altına alınabilir ve hastanın yakınmaları giderilip, normal yaşamına dönmesi sağlanabilir. Hastalığa bağlı olarak yaşanımı kısıtlanması önlenebilir.

    Allerjik hastalıklardan tam şifa mümkün değil midir?

    Mümkündür. Bazen bir süre devam eden hastalık tablosu tedavi ile veya spontan olarak tamamen ve bir daha geri dönmemek üzere düzelebilir. Ancak yakınmalar çoğu kez devam etme ve tekrarlama eğilimindedir.

    Allerjik hastalıkların tedavisi nasıldır?

    Tedavi kişiye göre değişir. Öncelikle allerjiye neden olan madde veya maddeler belirlenmeli, hastalığın tipi, ağırlığı, komplikasyonları saptanıp uygun tedavi şekli kararlaştırılıp başlanmalı, hasta yakın izlemede tutulup alınan cevaba göre tedavi değiştirilmelidir. Öncelikle korunma esastır.

    Komşumun ilaçlarını kullanabilir miyim?

    Bunu asla yapmayın. Hastalık aynı olsa bile hiçbir hastanın tedavisi diğerinin aynısı değildir. Tedavi edilmesi gereken hastalık değil, hastadır. Ve her hasta başka bir kişidir.
     


    Allerjenlerden nasıl korunabiliriz?

    Allerjiye neden olan madde her kişide aynı değildir. Kişilerin duyarlı olduğu allerjen ayrı ayrıdır. Öykü ve testlerle spesifik allerjen saptandığında hasta mümkünse bundan uzak tutulmalıdır. Örneğin bu bir ilaç ise bu ilacı kullanmamalıdır. Gıda ise bu gıdayı almamalıdır. İşyeriyle ilgili bir madde ise iş değişikliği gerekebilir ya da iş yerindeki allerjen yoğunluğunu azaltacak önlemler yararlı olabilir. Ancak havada bulunan allerjenlerden kaçınmak oldukça güçtür. Polen allerjisinde kıra, ağaçlık, çiçeklik alana girmek veya rüzgarla polenlerin taşındığı alanda bulunmak yakınmaları başlatabilir. Ev tozundaki allerjenleri azaltacak önlemler yararlı olabilir. Evde dip bucak emiş gücü yüksek vakumlu cihazlarla sık sık tozların alınması, toz kaldırmayacak şekilde temizlik yapılması (yaş bezle toz alınması, çırpma, silkeleme şeklinde temizlik yapılmaması ..), haftada bir en az 60 derece sıcaklıkta su ile çarşaf, kılıf ve örtülerin yıkanması, halı döşemeler yerine vinlex vb türü suni döşemelerin kullanılması, allerjen barındırmayan çarşaf ve kılıfların kullanılması allerji hastalarında önerilen tedbirlerdir. Küf mantarlarının üremesinin önlenmesi, ev içi nemin azaltılması yararlı olabilir. Allerjenleri temizlediği söylenen cihaz veya deterjanların, hava filtrelerinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış değildir. Kedi, köpek, kuş gibi hayvanların ev içinde barındırılmaması, hamam böceği, kalorifer böceği gibi haşerelerle mücadele edilmesi gerekmektedir. Yün battaniye, yorgan, kazak, hırka yerine sentetik kumaş ve dokumaların kullanılması önerilmektedir. Sigara içilmemesi, pasif olarak sigara dumanına maruz kalmaktan sakınılması, ev içinde veya atmosferde hava kirliliğinin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması dikkat edilmesi gereken diğer hususlardır. Kimyasal katkılar içeren fabrikasyon gıdalardan uzak durulması, deterjan, boya ve çeşitli temizlik malzemelerinin kullanımında ortama yayılan keskin koku ve dumandan kaçınılması gerekmektedir. Ancak bu önerilerin uygulanması hiç de kolay değildir ve kişinin yaşamını çık sınırlayabilir.

    Bu tedbirleri alınca allerjik hastalığım geçer mi?

    Kuşkusuz bu önlemler çok işe yarar, hastalığınızın kontrolü kolaylaşır, şikayetleriniz azalır, tedavinizin etkinliği artar. Ancak bunları yapınca hastalık ortadan kalkacak diye bir garanti söz konusu değildir. Bu önlemleri almakla birlikte veya allerjenlerden kaçınılamıyor ise onların zararlı etkilerini önleyen veya düzelten ilaçlarla tedavi gerekebilir.
     


    Allerji tedavisi ne kadar devam eder?

    Tedavi çoğu kez devamlıdır. Ancak bu ömür boyu ilaç kullanılacak anlamına gelmez. İlaçlar kullanıldığı gibi, zaman zaman ilaçlar kesilip ilaçsız kontrol ve korunma önlemleri ile izlenebilir. Sorunlar ortaya çıktığında tekrar tedavi gerekebilir. Mevsimsel allerjilerde sadece sorunların yaşandığı aylarda bir kaç aylık tedavi yeterli olur.

    Allerji tedavisinde hangi tür ilaçlar kullanılır?

    Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Hastalığın yerleştiği organa, tipine, ağırlığına ve hastanın özelliğine göre farklı bir çok ilaç kullanılabilir. Bazen aynı hastada farklı zamanlarda değişik ilaçları kullanmak gerekebilir.

    Allerji tedavisinde kullanılan ilaçların zararlı etkileri var mıdır?

    Her ilacın istenmeyen bazı yan etkileri olabilir. Bir hastaya bir ilacı verirken kar-zarar hesabı yapılıp beklenen yarar daha ağırlıklı ise başlanır. Gereksiz yere hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Mümkün olan en düşük dozda ve en kısa sürede kesilecek şekilde ilaçlar kullanılmalıdır. Bunlara dikkat edilirse önemli bir sorun olmaz. Hekim kontrolü olmadan, kendi başına ilaç kullanmak, ve başlanan tedaviyi kontrolsüz sürdürmek doğru değildir ve yan etkilerin görülme riskini artırır.
     


    Bu yan etkiler arasında en önemlileri nelerdir?

    Allerji tedavisinde kullanılan ve antihistaminikler olarak adlandırılan bir grup ilacın bazıları uyku, dalgınlık, dikkat azalmasına neden olabilir. Buna bağlı olarak kişi araba veya makine kullanıyorsa kazalara neden olabilirler. Aktif çalışan kişilerde bu tür yan etkileri olan ilaçlar tercih edilmemeli veya kullanılması gerekiyorsa kişi önceden uyarılmalı, bu tür tehlikeli işlerden uzak tutulmalıdır. Yine bu tür ilaçlar bazen iştah artışına yol açıp kilo alımına sebebiyet verebilirler. Kortizon türü ilaçlar da allerji tedavisinde kullanılmaktadır. Bunlara bağlı olarak da önemli yan etkiler gelişebilir.

    Aşı tedavisine dikkat!

    Halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi sanıldığı gibi allerjik hastalıkların tedavisinde temel tedavi biçimi değildir. Sadece böcek sokmaları ve bazen de allerjik nezlede etkili olabilen bir tedavi biçimidir. Çoğu astım hastası için bu tedavi biçimi doğru bir yaklaşım olarak kabul edilmez. Bir çok gelişmiş ülkede astım tedavisinde kullanılmamaktadır. Aynı zamanda, ölümcül olabilen riskler taşır. Üstelik etkinliği de ispatlanmış değildir. Etki mekanizması da bilinmez. Gerekli bir çok koşula uyan çok az sayıda hastaya asıl tedaviler uygulandıktan sonra, bütün riskler göz önüne alınarak, bu işin uzmanı olan kişi denetiminde ve acil durumda yaşama geri döndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım ve ekipmana sahip bir ünitede denenebilir. Fakat maalesef yanlış lanse edildiğinden ve suiistimale açık olduğundan gereğinden sık olarak uygulanmaktadır. Yıllarca bir ümit uğruna aşı olmaya devam eden hastalar vardır.
     


    Allerjik bir anne ve/veya babanın çocuklarının allerjik olmaması için neler yapılabilir?

    Anne veya babadan birisi allerjik ise çocukta allerjik hastalığa rastlanma olasılığı %40 dolaylarında iken hem anne hem de babanın allerjik olduğu durumda çocukta bu oran %70’e çıkmaktadır. Allerjik bünyeli ebeveynlerin almaları gereken tedbirler şunlardır: gebelikte ve doğumu takiben ev içinde sigara içilmemesi, gebelik ve emzirme döneminde anneye yumurta ve inek sütü gibi allerjenik gıdalardan arındırılmış bir diyet uygulanması, bebeğin mutlaka anne sütünü emmesi ve yukarıda korunma ile ilgili kısımda anlatılan tedbirlerin doğumdan itibaren dikkatlice uygulanıp çevresel allerjenlerle temasın azaltılması yararlı olacaktır.

    Arı poleni, bıldırcın yumurtası, hatme çiçeği vb gibi doğal ilaçların tedavideki yeri nedir?

    Bu ilaçların etkili olduklarını gösteren bilimsel çalışmalar maalesef yapılmamıştır. Bu nedenle bu konuda olumlu yada olumsuz bir şey söylemek mümkün değildir
     

    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    SENİ SUÇLAYANA ASLA KENDİNİ SAVUNMA.. NASIL OLSA INANMAYACAK.... SENDEN EMİN OLAN KİŞİNİN İSE ZATEN BUNA IHTIYACI YOKTUR.

    Son Yazılar

  • ::::::::Geç Kaldın Bana Ben Gibi
  • Bizimkisi Bir Aşk Hikayesi
  • ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ‏
  • Sevdanın Resminde Yokum‏
  • SEVDAYA DAİR‏

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • RSS
  • GÖÇMEN KUŞLAR
  • MUHASEBE DERSLERİ
  • DAGANER

    Kategoriler



  • Ask
  • Avatarlar
  • Bayram
  • Cocuk
  • Dunya
  • Egitim
  • Erkekler
  • Faydali Yazilar
  • Fotograf
  • Genel
  • Giftler
  • Haber
  • Hayvanlar
  • Hobi
  • Kadin
  • Kitap
  • Medya
  • Meraklilar
  • Mizah
  • msn ifadeleri
  • Muzik
  • Resim
  • resimli siir
  • Saglik
  • sevgi
  • Siir
  • Teknoloji
  • Yasam
  • yeni albumler
  • Arkadaşlarım

  • ozlemtnk
  • busu
  • ilknur1959
  • vergidenetmeni
  • yoreselbebeklerim
  • Daganer
  • dileky
  • fatostuncay
  • izmirlihaberci
  • sevgiblogu
  • ilkerceliklive
  • bengu
  • niluferdenaskadair
  • farahnaz
  • gullerinkalbi3
  • sengulceyle
  • benimsonsuzlugum
  • GozlerindeSakla
  • vergidenetcisi
  • beautifulfeyza
  • kozmogirl
  • fuldaa
  • aysunyurt
  • ayseliden
  • erselsaygi
  • asiguzelimm
  • 8haziran67
  • asahin2007
  • ozdaganer
  • akifoz
  • SizinAbla
  • teknolojistik
  • mustafayavuz
  • CukurbagKoyu
  • imbatesintisi
  • yust
  • ozlemlehayat
  • ozakif
  • PastaMalzemeleri
  • gulererdogan35
  • 1001kopru
  • enpopuler
  • Ebrar67
  • blogdenizi
  • biryudumrenk
  • arzununpenceresinden
  • BilgisayarEgitimlerimiz
  • sifaniyetine
  • beyzaca
  • elifyasinesra
  • esocan99
  • fenciyim
  • nilaycan
  • buselihayat
  • CILGINOGRETMEN
  • birkadin17
  • sagunerm
  • nefise45
  • busecegunler
  • metekan
  • gocmenkizi
  • sessizfirtinalar
  • suskunlugumsiyahinmatemi
  • hamideoz
  • anemonunmutfagi
  • goollgeee
  • adanavdb
  • okulderslerim
  • sevgiliask
  • ecinindunyasi
  • bebenaz
  • ecininyenidunyasi
  • oyuncaz
  • opalankok
  • feyzacemre95
  • 13winxhepsi
  • yamanlarinsaat
  • winxcaz
  • evlilikdrami
  • sonsuzveda
  • masum61
  • destebasi
  • yaziruhu
  • meleksoylu
  • bebeqimsin
  • seniseviyorumsemra
  • yildizcaa
  • allthemagic
  • yakamozdakigozler
  • AzraSafi
  • clupokyanus
  • Karya35
  • emodejay
  • muminturut
  • hatiralarlaben
  • xxberkemxx
  • mehmetkirmizi
  • GKSLYSN
  • hasretinleyim
  • yabancilar
  • Web Stats table border=0 style="background-color: #fff; padding: 5px;" cellspacing=0>
    Sayfa: 1 - Toplam: 994
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa
    Google Gruplar
    DAGANER grubuna kayıt ol
    E-posta:
    Bu grubu ziyaret et