Daganer Gurubuna üye Olunuz..
9/4/2009
-
ZAMAN YOK
Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ... Yok... Boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz... Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de... Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın... Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş... Haydi söyle! Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet beni... Zaman yok. Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman... Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın... Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım. Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi... Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu. İçin böyle istemiyor, farket, anla... Dokunacaksan şimdi dokun bana... Zaman yok. Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin, ıslak çimenler arasından boy atmasını... Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin, küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de... Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana, sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim. Doğru kelimelerin peşinde, ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de... Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip, ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için... Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de... Ama bunu yapmıyorum görüyorsun. Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum. Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam. Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu. Seveceksen şimdi sev beni... Zaman yok!
|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/10/2008
-
BAZI KADINLAR BAZI ERKEKLER ..

Vallaha ancak bu kadar tarif edilebilir insanlar çok begendim
Bazı kadınlar vardır.
Baktığınızda kaşından gözünden başka şeyler görürsünüz yüzünde. Cinselliklerini çekmişlerdir gözlerine kalem diye. Başkadır bakışları. Hatta tüm halleri.Dişilik değildir , daha başka bir haldir sanki. Buram buram cinsellik kokarlar. Kıyafet değil cinselliklerini giymiş sanırsınız üstlerine. Açık veya kapalı giyinmekle ilgisi yoktur bunun. Dokunamasanız bile bakışlarınız ulaşır bedenlerine. Gezinir rahatlıkla kuytu köşelerinde. Bazı kadınlar salt cinselliklerini verir size.
Bazı kadınlar vardır.
Yoldan geçerken takılır gözleriniz. Dizine yatıp ruhunuzu ellerine bırakasınız gelir. Teninin sıcaklığında erir gidersiniz. Dingindirler, savaşmazlar dünya ile.Gözlerinin içinde bir kadının binbir halini görürsünüz. Erkek olmanın binbir halini de size yaşatırlar. Sıcaktır, şefkatlidir, bağışlayıcıdır, dişidir. Ne giyerlerse giysinler cinsellikleri değildir üzerlerindeki. Kadın olarak vardırlar, cinsellikleri sadece erkeklerine özeldir, size kapalıdır, göremezsiniz. Plajda bikinili bile olsalar ''kapalı'' kadınlardır onlar. Siz ulaşamazsınız kendileri gelmedikçe.Bazı kadınlar ''kadın''dır.
Bazı kadınlar vardır.
Hoyrattır.Acıtı r.Mahveder dokunduğu yeri.Erkeğinin sahip olduklarına önem verir sadece.Ondan aldıklarına bakar, erkeğin kendisi hiç önemli değildir.Bir şey veremeyecek duruma geldiğinde ona sırtını dönmesi kolay olur bu nedenle.Hayatı paylaşmasını bilmez bazı kadınlar.Mal paylaşımını hayatı paylaşmak sanırlar çünkü. Bazı kadınlar vardır yine. Hayatın yükünü taşır.Yüzündeki her çizgi ayrı bir hüznü anlatır.Bilmez başka türlüsünü.Eştir, anadır, kadındır birileri için.Kendisi için kocaman bir ''sıfır'' olduğunu dert sahibi olunca görür o kadınlar.

Bazı kadınlar vardır.
Yüzüne bakınca gördüğünüz sadece falanca şirkettir.Okumuş , eğitimli, kariyer sahibi ama erkeksiz kadınlardır.Bakış larında görürsünüz bir erkeğe teslim olmayacakları nı.Hayatları nda bir çocuğun kahkahası olmayacaktır hiçbir zaman.İçlerindeki kadının ümitsiz isyanını da görürsünüz o bakışlarda. Bazı erkekler vardır. Baktığınızda gördüğünüz sadece bir tomar paradır.Paradan başka bir şeye sahip olamayacak kadar acizdirler o erkekler.Emek vermeyi bilmezler.Paraları kadar sahip olmak isterler herşeye.Paraları yoksa kocaman bir ''hiç'' tirler.
Bazı erkekler vardır.
Hastadır ruhu.Zindan ederler hayatı etraflarına.Koca olamazlar, baba olamazlar, sevgili olamazlar.İlk zamanlar sıcacık sevgi dolu bir erkek sanırsınız.Hiç ummadığınız bir anda karşınıza çıkar canavar.O pençelerin ruhunuzu nasıl ve neden kan içinde bıraktığını anlayamazsınız bile.Kurtulmanı za da izin vermez bazen.Ondan güçlü olmanıza izin vermez.Yoketmek zorundadır.Ruhunuzu öldürür o erkekler.
Bazı erkekler vardır.
Kullanır sizi.Emeğinizi, sevginizi kullanır.Alması nı bilirler sadece.Sevgi veremezler.Hayatı paylaşmazlar. O kadar nazik ve yakışıklıdır ki bile isteye teslim olursunuz.Verdikler iniz tükenince giderler, anlayamazsınız neden terkedildiğinizi.
Bazı erkekler vardır.
Erkektir, babadır, eştir, sevgilidir.Belki zengin değillerdir ama göğsüne sokulduğunuzda dünyanın en mutlu kadını olursunuz.O erkeklerin kendileri hazinedir ve siz ''bilirsiniz' ' bunu.Bakışlarında bütün dünyayı görürsünüz.Ellerini güvenle tutarsınız.Siz hayatısınızdır, bilirsiniz.Ruh eşinizdir, hissedersiniz. Bazı erkekler gerçek bir ''erkek'' tir. |
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/8/2008
-
GIDALARDAKI KALSIYUM ORANLARI
2/7/2008
-
SiVAS ŞEHİTLERİ - 2 Temmuz 1993
2 Temmuz 1993’te 35 canımızın –sanatçımızın, aydınımızın, yazarımızın- tüm
dünyanın gözleri önünde katledilmesinden bugüne tam 15 yıl geçti.
HALKIM 2 Temmuz 1993... Yandık avazlarda, kavrulduk halkım
Varıp Pir Sultanı, analım dedik Aşkın dolusuna, kanalım dedik Meydanda bir semah, dönelim dedik Kahpe tuzaklarda, vurulduk halkım..
Salyalı ağızlar, kirli yürekler Elde ateş, dilde Allahu-Ekber İnsan yakmak için, olmuş seferber İsli dumanlara, savrulduk halkım
Yüzbin yobaz, bir Akarsu eder mi? Öldürülen, bu kaçıncı Nesimi, Özlem, Nurcan, Serpil, Belkız Gülsüm´ü Verdik, birer birer, kırıldık halkım
Metin, Asaf, Behçet, Asım Bezirci, Menekşe, Sehergül, Gülender, İnci, Asuman, Yasemin, Erdal Ayrancı, Et kemik bir yerde, derildik halkım
Hasret Gültekin´im, Serkan Doğan´ım Huriyem, Yeşim´im, özbe öz Özkan´ım İki Metin ölüm, Sait, Handan´ım Hep birlikte yan, yana serildik halkım
Yandı özyurdun da, Özyurt Ahmet´im Kaynar ateşlerde Uğur Mehmet´im Güpe gündüz ışıktı, Güdüz Murat´ım Cem olduk güneşe, verildik halkım
Muhlis´ine muhip olan, Muhibe´m Sulariden arda kalan Edibe´m Cümlesi insana derki, Kâbem Kanlı kefenlere sarıldık halkım
Karınna Cuanna, Hollanda´lı can Yanın da Muammer Hakan ve Kenan Bin beterdi Sivas, Ol Kerbeladan Hüseyin´ce ölüp dirildik halkım
Koray Kaya´m, onbirin de dal fidan Ahmet Öztürk ile adası alan Din için yakıldık 33 can Kara topraklara, karıldık halkım
Madımak´ta yanan 33 can Artık her birisi bir Pir Sultan Hızır´ın dölleri yazsın bin ferman Gönnüller içinde yer aldık halkım
Kızılgülüm, söz düşürse dilime Mızzrabım isyankâr, vurur telime Bir gün olup hesap sorsam zalime Yobazlar elinden zar olduk halkım

nesimi çimen:üç telli curanın üstadı. sarız 1926
asım bezirci:sosyalizm ve edebiyat. erzincan 1927
metin altıok:kara kutu, şiir, felsefe. bergama,1941
muhlis akarsu:kula kulluk yakışır mı? kangal 1948
behçet aysan:sefa’sını ölümüle öğreten şair. ankara 1949
muhibe akarsu:akarsuyum böyle miydi ahdımız? kangal 1958
edibe sulari: davut sulari’nin yadigarı. erzincan 1953
uğur kaynar:militan, şair, elyazarı. zara 1956
asaf koçak:yok devenin kuşu, bir sır “cop cumhuriyeti”nin çizeri, yerköy 1957
erdal ayrancı :hep barikatın başında. niğde 1958
sehergül ateş:biz onunla baba kız değildik. o hem sırdaşım, hem yoldaşım, hem dayanağım ve gücümdü; babasının sözleri. ankara 1953
hasret gültekin:koçgiri’den, han köyü’nden. 1965
muammer çiçek:bir oyun yazdı “inadına yaşamak”.yalınyazı köyü, zile 1967
gülender akça:abidin ve sultan’ın gözbebekleri. divriğinin şahin köyü’nden, 1968
mehmet atay:şahanım, şahdamarım, yangın yüreklim. divriği 1968
sait metin:uzundu, usuldu dedemin boyu. divriği 1970
carina johanna:alevilik araştırmacısı, “yabancı değil”. hollanda 1970
gülsün karababa:babası”kızım benden daha iyi saz çalacak” derdi. divriği 1971
inci türk:çiçek açar domur domur dal verir. balıkesir 1971
huriye özkan:havanın yüzünde semah dönerken. ankara 1971
murat gündüz:yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, en sevdiği dize.ankara 1971
ahmet özyurt:çok seviyorum düşüncelere dalmayı. enstein gibi düşünerek kendimden geçmeyi. kendi dizeleri. ankara 1972
handan metin:tüm güzellikleri toplayıp uzun bir yola çıktın. ankara 1973
yeşim özkan:ballıhan, erenlerin bal çiçeği. ankara 1973
yasemin sivri:kamber’in profesörü, kitap kurdu. ankara 1974
serpil canik:kuş olup güvercin donunu giyen, uyan dağlar uyan serpil geliyor. ankara 1974
serkan doğan:başıma kızıl bağla, arkamdan ağıt yakma anam, ankara 1974
belkıs çakır:güne umut’tan. ceylanlara karışıp semaha duran. ankara 1975
nurcan şahin:kim yakıştırabilir sana ölümü? ankara 1975
özlem şahin:okur, meraklı, yerinde duramaz, yaşam delisi. ankara 1976
asuman sivri:semah, semah tutkunu, abisinin delisi. ankara 1977
menekşe kaya:sazı elinde ismail’in.ötme bülbül ötme gönlüm şen değil. ankara 1977
koray kaya:pir sultan’ın genç şehidi. ve hep öyle kalacak. ankara 1977
|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/5/2008
-
Pratik Bilgiler-LEKELER
|

Pratik Bilgiler-LEKELER
Taze ceviz lekesini elden çıkarmak için, eller önce
bir iki dakika kadar sirkeye batırılmış bir pamukla ovulur.
Sonra da soğuk suyla ovulur ve yıkanır.
Çay ve kahve lekelerini karbonatla silerek çıkartabilirsiniz. |
|
Bira lekesini çıkarmak için sabunlu suya biraz amonyak karıştırın ve lekelenin üzerine sürün.
Zeytinyağ lekesini çıkarırken bir lokma ekmek içi yuvarlanıp lekenin üzerinde gezdirilmelidir.
Eğer örtünüze meyve suyu döküldüyse hemen tuz serpin, ilk yıkamada çıkacaktır.
Yumurta lekesini çıkarmak için önce soğuk suda bekletmeli sonra ılık sabunlu suda yıkamalısınız.
Masa üzerindeki pancar lekesini çıkarmak için bir ekmek parçasını suyla ıslatın, düz bir yüzeye yerleştirin ve örtünün lekeli kısmını ekmek parçasının üzerine koyun ve yine ıslatılmış bir ekmek parçasını üzerine yerleştirin. Ekmekler lekeyi emecektir.
Şarap lekesini çıkarmak için, oksijenli suyla tampon yapın ya da lekenin üzerini örtecek şekilde tuz serpin ve bir süre bekletin, daha sonra yıkayın.
Teflon tavanızda oluşan lekeleri temizlemek için bir bardak suya iki çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirke karıştırın. Bunu tavanızın içine dökün, 10 dakika kaynatın.
Masanızın üzerine damlayan mumları çıkarmak için nalburdan alacağınız boya incelticiği lekenin üzerine döküp 5 dakika bekleyin sonra nemli bir bezle incelticiği silin.
Mutfak eşyalarının üzerindeki etiket izlerini yok etmek için, üzerlerine mobilya cilası serpip yumuşak bir bezle silin.

|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|