Daganer Gurubuna üye Olunuz..
6/11/2009
-
Giremediğin GönüL Senin DeğiLdir...

Gideceğimiz yerler sadece maddî, şeklî olanlar değildir. Asıl manevî olanlardır. Manen

gideceği yere varamayanlar, maddeten hiç varamazlar. Gideceği yeri, iç dünyasına kodlayamamış olan, hedefine asla ulaşamaz.
Hatta manen gideceği yeri olmayanların, maddeten de gidecekleri yeri olmaz; hiç olmaz. En hızlı vasıtalar, en sağlam araçlar onları hiç bir yere götüremez.
Çünkü manevî hedeflerini kaybedenler, maddî hedeflerini de yitirirler. Gidecekleri yer kalmaz. Onlar gitmezler, götürülürler. Hatta sadece sürüklenirler.

Bu sebeple, en acınacak insanlar, araçsızlık yüzünden yolda kalanlar değil, araçları olup da gidecekleri yeri olmayanlardır.
Gitmek, gövdeye değil, gönüledir. Gittiğiniz yerde gönülsüz bir gövde bulacaksanız, varışınız da boşunadır. O zaman, gittiğiniz yere ulaşamazsınız, sadece varmış olursunuz.

Vuslat, gönüle varmaktır. Sevgi dolu bir gönüle ulaşmaktır. Vuslat gönül işi olduğu için, varmak da gövdeyle olmaz, gönülle başarılır. Bu sebeple, gönül varışlarının vasıtaya ve maddeye ihtiyacı olmaz. Biri kuzeyde, diğeri güneyde iken de, bir ve beraber olabilirler. Mesafeler, birliğe, buluşmaya, kavuşmaya asla engel olamaz. Bir olan gönüllerin arasına kilometreler giremez; en uzak gurbet bile ayıramaz onları, unutturamaz. Asıl mesafe, asıl uzaklık, yanı başındakini unutturanıdır. “Dizimin dibindeki, Yemen'de; Yemen'deki de dizimin dibindedir”der Mevlânâ... Göremediğin gönülden ırak olursun. Gönül görmek diye bir çaba var mı hayatımızda? Giremediğin gönüle eremezsin. Hiç olmazsa, yanı başınızdakilerin gönüllerinde misiniz? Yanı başınızdakiler gönlünüzde mi? Aynı dili konuşanlar değil, aynı gönlü paylaşanlar anlaşırlar.

Büyük bir üzüntüyle ifade edeyim ki, aynı evde yaşadığı halde, ayrı olanlar vardır. Çünkü yakınlık manevî varlığımızla sağlanır. Gövdelerin yakınlığı ile gerçek yakınlık yakalanamaz. Kafa ve kalp uyuşması, insanı yakından daha yakın eder, hatta tekleştirir. Böylesine bir ve beraber olmuşları, hiçbir şey ayıramaz.
Hiç bir mesafe aralarına giremez.
Gönül ne kahve ister, ne kahvehane Gönül sohbet ister, kahve bahane... Can Yücel bir şiirinde, bizi birbirimizden ayıran mesafeyi şöyle açıklıyor:
En uzak mesafe ne Afrika'dır, Ne Çin, Ne Hindistan,

Ne seyyareler, Ne de yıldızlar geceleri Işıldayan… En uzak mesafe İki kafa arasındaki Mesafedir, Birbirini Anlamayan....
|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/11/2009
-
Bu Sihirli Kelimeler Hayatınızı Değiştirebilir.

Başlamak: Hayatınıza yeni bir yön vermenizin en önemli yolu, başlamaktır. Başlamak kelimesi aklınıza herşeyi getirebilir. Hep yapmak istediğiniz ama bir türlü fırsatını yaratmadığınız birşey, yeni bir dil, okula geri dönmek, hiç yapmadığınız bir yemeği yapmak, eski bir dostu aramak, yürümeye başlamak vs. Başlamak istediğiniz şeyler gözünüzü korkutuyorsa, öncelikle kolay ve yakın plan şeyleri yapmayı deneyebilirsiniz. Hayal etmek: Hayal gücünün sınırı yoktur. Çocukken oyun oynarız, ama yetişkin olduğumuz zaman bizim için hayal diye bir dünya yoktur, gerçeklerle boğuşur, çocukluk hayallerimizi unutur gideriz. Hayalimizde neler kurarız? Cennet gibi bir adada tatil, iyi bir kariyer ve iş vs. Bu hayaller gerçekte ne kadarını yapabileceğimizi de bize gösterir ve hayal kurmak başarının ilk adımıdır. Gülmek: Gülmek insan ruhunun en iyi ilacıdır. Perspektiflerinizi geliştirir, sağlıklı hissetmenizi sağlar ve size zor görünen birtakım şeylerin altından daha kolay kalkmanıza neden olur. Çocuklarınıza anlatacağınız komik fıkra ve hikayeler öğrenin, en sevdiğiniz karikatürü duvara asın ve eski bir arkadaşınızla buluşup, geçmiş günleri yad ederek mutlu olun. İnanmak: Kendinize yapacağınız işte ne olursa olsun başarılı olacağınızı söyleyin. Güne pozitif başlayın ve kendinizi iyi ve olumlu şeylerin yaşanacağı birgün olduğuna ikna edin. Eğer kendinize hedeflerinizi gerçekleştiremeyeceğinizi söylerseniz, gerçekleştiremezsiniz. İnançsız hiçbirşey yapılmaz hiçbirşeye sahip olunamaz. Keşfetmek: Bilmiyorum demek bazen risklidir. Bulmaya, öğrenmeye çalışmak bilmenin yarısıdır. Yeni yerler gezin, keşfedin, yeni insanlarla tanışın, konuşun. Kısacası yaşamı küçük küçük adımlarla yeniden keşfe çıkın. Oynamak: Biz yetişkinler gerçek dünyanın içinde kaybolup, eğlenmeyi unutur, ihmal ederiz. Haftanın 1 gününü de kendinize tatil olarak ayırın ve gerçekten ne iş, ne ev, ne de koşuşturmaca, düşünmeyin. Arkadaşlarınızla kağıt oynayın, çocuğunuz varsa, onunla sohbet edin, kafanızı dağıtın. Hafif ve sakin geçen günün ardından ertesi gün çok daha taze ve dinç kafayla işleri düşünebilirsiniz. Güvenmek: Karar verme şeklinizi bir daha gözden geçirin.Her zaman için ilk verilen kararlar daha doğrudur unutmayın. Kararsızlık bir konu hakkında kötü karar vermekten bile daha acıdır. İç sesinize güvenmezseniz, büyüyemezsiniz. Dinlemek: Çoğu zaman birini dinlerken 2. dakikada kafamız başka yerlere gider ve dağılır , konudan uzaklaşırız. Kelimler ve duyduklarımız bizim için birşey ifade etmez. Oysa karşınızdaki insanı mutlaka dinleyin, kaybedecek hiçbirşeyiniz olmaz ama günün birinde o da sizi dinlemezse, dikkatini vermezse neden diye sormayın. Yaratmak: Hızla değişen ve gelişen dünyaya ayak uydurmak için sürekli birşeyler yaratmaya çalışın. Yaratıcılığınızı pekiştirmek için kendinizi oyalayacak şeyler bulun. Değişik tarzda müzik dinlemek, dişinizi diğer elinizle fırçalamak gibi günlük yaptığınız işleri farklı yapmaya çalışarak beyin oyunları oynamaya başlayabilirsiniz. Dokunmak: İnsanoğlu dokunmayı sever ve dokunulmasını da ister. Dokunmak sevgi, şefkat anlamındadır ve bizi daha iyi hissettirir. Her sabah kapıdan çıkmadan önce, eşinizi 30 saniyede olsa mutlaka öpün ve ona sarılın. Kendinize haftada veya 2 haftada bir masaj yaptırın. Konuşurken arkadaşınızın sırtına dokunun. ALINTIDIR
|
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/11/2009
-
SEN
 SEN
Sen esirliğim ve hürriyetimsin,
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin,
Sen memleketimsin.
Sen ela gözlerinde yeşil hareler, Sen büyük güzel ve muzaffer,
Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin...
Sen, benim adını,
sen, benim yumuk ellerinin tadını bilmediğim!
sen,benim öpüp; yüzünü kaşını, gözlerinin yaşını Dudaklarımla silmediğim!
Belki; o kadar tatlı ki, gözlerin
Rüyasız uykulara benziyor.
Belki; ılık, serin, baharda sulara benziyor.
Belki; yıldızsız geceler gibi kara.
Belki; cevapsız bilmeceler gibi derin. Benziyor ufuksuz ufuklara.!
Ellerin avucumda, adın dilimin ucunda.
dostum,arkadaşım,sevgilim,
Ne yazık, ne yazık ki, sana
Bir defacık olsun bakamadım,
Gözlerine su gibi, uyku gibi akamadım... sen, benim adını,
sen, benim yumuk ellerinin tadını bilmediğim!
sen, benim öpüp yüzünü kaşını,
gözlerinin yaşını, Dudaklarımla silmediğim |
Yorum (
0
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2009
-
UNUTAMAZSIN
25/10/2009
-
ŞARKI BİTTİ
Şehrin kalabalık caddelerinde yürüyor yalnızlığım Merhameti namerd kelimeleri, eze eze... Gölgesine dudaklarından düşen geceler tutunmuş, Ayakları çıplak... Çıkmaz sokaklarda sek sek oynuyor umutlarım Taş, sabrımın çizgilerini zorluyor.. Tek ayağım havada, seni fısıldıyorum bu şehre....
Biliyorum, Derin bir nefes almak cesaret istiyor... Alıp kendimi içime saklanasım var... Sana gitmek var bir de, senden gelmeden..... Susmak hep susmak....
/.. Ey aşk ! İklimi kayıp hangi mevsimin şarkısı ki bu çalan? Erken gelen isyanın, Gecikmiş öfkesinde kayboldum ben.../
Şimdi, Sesimi düşünceme saklasam, Sözüm üç noktanın boşluklarına sığınır kederinden, Dönmek kabullenmek demek, Reddetmenin tabiri caizi kayıp!
Bir başımayım eksilmelerin izdüşümünde... Alıp kendimi içime saklanasım var... Senden geçmek var bir de, seni bırakmadan.. Susmak hep susmak....
/..Ey aşk ! Ş A R K I B İ T T İ G İ T B U R A D A N.../
|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|